Böbrek Taşı
- Anasayfa
- Böbrek Taşı
Böbreklerin ürettiği idrar içerisinde çeşitli maddelerin kristalizasyonu (taşlaşması) sonucu oluşan maddelere böbrek taşı denir. Bu taşların içeriği genellikle kalsiyum oksalat olmakla beraber, bazıları da kalsiyum fosfat, ürik asit gibi kimyasal maddelerden oluşabilirler. Bu taşlar hiçbir şikayet oluşturmadan yıllarca böbrekte kalabileceği gibi bazen büyüyebilir veya böbrekten hareket ederek böbrekleri mesaneye bağlayan üreterlere düşebilir.Bu durmda hastada bazı klinik şikayetler ve böbrek fonksiyonlarında bozulma görülür.

Böbrek Taşı Kimlerde Olur?
Böbrek taşı görülme sıklığı erkeklerde kadınlara göre daha fazladır (oran 3:1). Dünyada her yerde ve her iklimde görülebilmekle beraber sıcak mevsimlerde daha sıklıkla klinik şikayetler gözlenmektedir (vücudun su kaybının daha fazla olmasına bağlı olduğu düşünülmektedir). Diyet alışkanlığının özellikle bazı taşların oluşumunda daha fazla olmak üzere bir risk faktör olduğu bilinmektedir.
Taş oluşum mekanizması tam olarak aydınlatılamadığından, kimlerde ve neden oluştuğu net değildir. Bunların arasında anlaşılması en kolay olan faktör vücudun su içeriğindeki değişiklikleridir. Aile öyküsü olan yani genetik olarak böbrek taşı yapmaya yatkın birisi, çok su kaybeder ya da su alımı azalırsa idrarı daha yoğun olacak ve daha kolayca kristalleşebilecektir.


Hangi Şikayetler Olabilir?
Üriner sistem taşları şiddetli ağrılara yol açacağı gibi hiçbir semptom da vermeyebilir. Taş özellikle böbrekten çıkar ve üreter denilen kanala düşer ise şiddetli ağrı yapma ihtimali daha yükselir.Bunun sebebi böbrek içinden mesaneye iletilemeyen idrarın böbrek ve böbrek kanallarında şişlik yaratmasıdır. Bu ağrının yeri ve şiddeti taşın oturduğu yere göre değişiklik gösteririr. Üriner sistem yollarının taş ağrısı genelde gelip geçici olabilir. Bu ağrı tipine kolik ağrı denir.
Ağrı dışında en sık görülen şikayet idrarda yanma hissi ve idrarda kan görülmesidir. Bu şikayetlerin varlığında ya da ailesel taş öyküsü olan hastalarda rutin üroloji muayenesi çok önemlidir.
Tanı
Bu hastalıkta hastanın hikayesi ve fizik muayenesi çok değerli olmakla beraber bu bulguları desteklemek ve tanıyı netleştirmek amacıyla bazı ilave tetkikler istenilebilir.
Direk üriner sistem grafisi (röntgen) ve ultrasonografi (USG) tetkiki idrar yolları taş hastalığında çok değerli bulgular verir. Bazı taş cinslerinin röntgende görülmemesi ve ameliyat planlanacak hastalarda taşların tam yerinin tespiti için ise kontrastsız Bilgisayarlı Tomografi (BT) çekilebiliyor. Bu tetkik tüm taşların detaylı bir şekilde görüntülenebildiği en değerli radyolojik tetkiktir.
Ayrıca taşa bağlı olarak zaman zaman görülebilen idrar yolu enfeksiyonları veya idrarda kanamanın tespiti için idrar analizi yapılmaktadır. Taşların kimyasal niteliğinin tespit edilmesinde veya tekrarlayan taş vakalarında olası metabolik bir hastalığın araştırılmasında bazı kan tetiklerine başvurulabilmektedir.
Özellikle Sık tekrarlayan böbrek taşlarında, bu taşlara sebep olan altta yatan nedenin tespit edilmesi tedavide önem taşıyor. Bunun için özellikle detaylı laboratuvar testleri yapılması, kanda kalsiyum, magnezyum, fosfor, ürik asit, D vitamini ve parathormon düzeylerine bakılması gerekebiliyor.
Tedavi
Yapılan tetkikler ile üriner sistem taş hastalığı tanısı konulduktan sonra tedavi planlamasında en önemli faktörler taşın büyüklüğü ve böbrek içindeki yerleşimidir. Böbrek içinde boyutu artmış (8 mm den büyük) ve böbrek alt kısmında bulunan taşlar genellikle kendiliğinden düşemezler ve ek tedavilere ihtiyaç duyulur.
Hastanın idrar pH’sının, idrarda sistin, ürik asit, oksalat düzeylerinin incelenmesi ve altta yatabilecek metabolik ya da hormonal bir neden tespit edilirse bunların tedavi edilmesi böbrek taşlarının tedavisinde ve önlenmesinde önemlidir..
Cerrahi Tedaviler
Retrograt İntrarenal Cerrahi (RİRC)
Böbrek taşlarının tedavisinde asıl amaç minimal yan etki ile hastanın idrar yollarındaki tüm taşların temizlenmesini sağlamaktır.
Daha önceleri sadece açık ameliyatla tedavi edilebilen böbrek ve üreter taşları, teknolojideki gelişmelere paralel olarak, günümüzde endoskopik (kapalı) meliyatlarla başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Fleksible (kıvrılabilir-esnek) cihazlarla ve lazer kullanılarak,idrar kanalından üreter ve böbrek içine girilerek yapılan ameliyata Retrograt İntraRenal Cerrahi (RİRC) denir. Bu yöntem minimal invaziv (daha az yaralayıcı) bir yöntemdir.
Kıvrılabilen üreteroskoplar; 3-3,5 mm çapında, içinde optik mercekler veya dijital kamera kabloları ile taşın kırılması için lazerin geçirildiği çok ince çalışma kanalı olan teknoljik aletlerdir. Böbreğin içindeki tüm havuzcuklarda dolaşılabilir ve izlenen taşları rahatlıkla lazer yardımıyla kırılır.Endoskopik taş cerrahisindeki deneyimin artması ve teknolojideki gelişmeler sayesinde bu yöntem kullanılarak 3 cm’e kadar olan taşları tümüyle kırarak temizlemek mümkün olmaktadır.
Perkütan Nefrolitotomi (PCNL) Ameliyatı
Bu ameliyat yönteminde; sırt bölgesinde cilde yapılan 1 cm lik bir kesi sonrası böbreğin içerisine bir çalışma tüpü yerleştirilir. Bu tüpün içerisinden kamera ve çalışma kanalı içeren endoskopik bir aletle girilerek böbreğin içerisine ulaşılır. Taşlar böbrek içinde küçük parçalara ayrılarak dışarı alınır. Sonrasında bir drenaj tüpü (nefrostomi) yerleştirilerek böbreğin ve giriş bölgesinin iyileşmesi sağlanır. Bu tüp 1-2 gün içinde çekilerek hasta evine gönderilebilir.
Genellikle RIRC ameliyatı ile kırılması mümkün olamayan büyüklüklerdeki taşlar için tercih edilebilir bir ameliyattır.
Sed tempus est vehicula nisl aliquet laoreet. Nulla quis scelerisque ipsum. Maecenas commodo et mi id iaculis. Nulla aliquet ipsum eu justo facilisis, id euismod leo hendrerit.
Sed tempus est vehicula nisl aliquet laoreet. Nulla quis scelerisque ipsum. Maecenas commodo et mi id iaculis. Nulla aliquet ipsum eu justo facilisis, id euismod leo hendrerit.
Sed tempus est vehicula nisl aliquet laoreet. Nulla quis scelerisque ipsum. Maecenas commodo et mi id iaculis. Nulla aliquet ipsum eu justo facilisis, id euismod leo hendrerit.

1984 yılında Konya’da doğdu. Tıp fakültesi eğitimini 2002-2008 yılları arasında Hacettepe Tıp Fakültesi’nde yaptı.
© 2022 Doç. Dr. Eymen Gazel Tüm Hakları Saklıdır - Designed By Medya Pamir